Dijital Günlüğüm

#2021 YKS Nasıl Geçti?

Uzun bir aradan sonra tekrardan merhaba. Sanırım artık yazmaya geri döndüm! Lise hayatıma hüzünle veda ederken böyle bir yazı ile kapanış yapmak istedim. Şimdiden söyleyeyim, daha iç açıcı şeyler anlatmak isterdim fakat bugünkü yazı biraz hayal kırıklığı ve emeklerin boşa gidişini içerir.

Bu sene bloguma fazla vakit ayıramamış olmamın en önemli nedenlerinden birisi yks sınavına hazırlanıyor olduğumdu. Nihayetinde uzun ve yorucu süren bu sürecin sonuna geldik ve en azından kafa rahatlığı ile bilgisiyarımın başına geçip her zamanki gibi yanımdan ayrılmayan Türk kahvem ile yazımı yazabiliyorum.

Yazıya başlamadan önce bilmeyenler için hangi bölümü okumak istediğim ile ilgili bir bilgilendirme yapmak istiyorum.

Uzun zamandır medya ve görsel sanatlar ya da diğer bir deyişle iletişim tasarımı üzerine çalışmalar yapmak istiyorum. Bu bölümü istememdeki en büyük nedenlerden birisi bölüme yatkın olduğumu düşünmem ve her geçen gün teknolojinin daha da hız kazandığı günümüzde, bu bölümün gelecek vadediyor olması. İleride tasarımın yanında kodlama konusunda da kendimi geliştirip güzel işlere imza atmak istiyorum. Bölümün geniş bir yelpazesi olduğu için gelecekteki kariyerim adına farklı işlere de yönelebilirim. Bunu da bize zaman gösterecek. 🙂

Bilenler bilir bu seneki sınav gerçekten garip bir sınavdı. Uzmanların söylediklerine ve çevremden de gözlemlediklerime göre son 4 yılın en zor sınavının bize denk geldiğini söyleyebilirim. Haliyle sıralamaların nasıl olacağı konusunda en ufak bir fikrim yok.

Sınava girmeden önce koyduğum hedef kendime göre yüksekti. Sözelde ilk 1000’i hedefliyordum. (Aslında daha da yüksek hedeflerim vardı ama bu genel anlamda istediğim sıralama idi. 😀 ) Fakat şu an bu hedefimden epey uzaklaşmış gibi hissediyorum. Aslında sınav anında stres yönetme konusunda sorun yaşamayan birisiyim fakat bazı soruların zorluğu karşısında ne yaptığımı ben de bilmiyorum.

Şimdi ise branş branş sınav hakkında konuşmak istiyorum.

Türkçe

Sınava başlarken ilk çözdüğüm branş her zaman Türkçe idi. Türkçeyi hızlı ve iyi bir şekilde bitirip diğer branşlara, özellikle de matematiğe daha fazla zaman ayırmak istiyordum. Fakat sınavda bilmiyorum neden ama tüm şıklar benzermiş hissine kapıldım. Süre ile yarıştığım için okuyup okuyup anlamadığım sorular oldu. Benim için en kötüsü ise optiğime işaretlediğim soruların düzensiz dağılımıydı. Art arda dört soru işaretleyince biraz gerildim. Çünkü bu durumda bi’ şeyleri yanlış yapmış gibi hissediyordum. Sınavdan sonra bazı soruların cevaplarının farklı seçeneklerde olduğunu duydum. Belki biraz bu sayede rahatlamışımdır ama güvendiğim bir ders olan Türkçe benim için çok da parlak geçmedi.

Sosyal

Benim için tyt sınavının en rahat kısmı sosyaldi diyebilirim. Tek sıkıntım Türkçeden çıktıktan sonraki gergin halim nedeniyle soruları okurken “n’oldu bana ya?” havasında olmamdı. Onun dışında bi’ sıkıntım olmadı.

Fen

Bir sözelci olarak fen kısmında yapabildiğim kadar soru yapmaya çalıştım. Yine fena değildi. Sadece sınavdan sonra işaretlediğim sorulardan birkaçının yanlış olduğunu gördüm. Canım sağ olsun. 😀

Matematik

Ne desem bilemiyorum. Matematik hakkında fazla konuşmak istemiyorum.

Sınavdan sonra neredeyse görüştüğüm tüm arkadaşlarımın normalde yaptığı netlere göre daha az bir performans gösterdiğini duydum. Bu durumda sorunu kendimde arayarak canımı sıkmanın bi’ manası olmadığı kararına vardım. Sınava girip aynı durumu yaşayanlar için küçük bir hatırlatma ve minik bir avuntu olması için yazmak istedim bunu.

Sosyal Bilimler 1 ve 2 Testi

En güvendiğim ve beni en çok üzen derslerden biri olan tarih için 1 dakikalık saygı duruşu…

İkinci oturum olan ayt sınavı için sadece tarih dersi hakkında konuşmak istiyorum. Çok emek verdim, sayfalarca notlar çıkardım, farklı farklı kaynaklardan okudum, onlarca video izledim. Ama yeterli değilmiş demek ki. Yapacak bir şey yok. Yine de gereken emeği gösterdiğim için içim rahat.

Fark ettim de bazı dersler hakkında konuşurken içim sıkıldı.

O yüzden şimdi eşit ağırlık öğrencisi olan bi’ arkadaşımın sınav hakkındaki görüşlerini sizlerle paylaşmak istiyorum.

Sınava ilk kez girmiş bir 12. sınıf öğrencisi ve 2018, 2019, 2020 sorularını çözmüş birisi olarak diyeceğim tek şey en zor yks sınavıydı. Bunu herkes söylemiştir ama bizler bir buçuk sene boyunca neredeyse okul yüzü görmemiş öğrencileriz. Buna rağmen şanslı olduğumu düşünüyorum. Ailem, imkanları dahilinde dershaneye gitmemi, özel ders almamı sağladı. Yine de istediğimi, yapabileceğimi yaptım mı? Hayır. Çoğu öğrenci yaptı mı? Yine hayır. O zaman buradan şunu çıkarıyorum: Sıkıntı bizde değil. Biz bir buçuk sene boyunca pandemiye rağmen bir şeyler yapabileceğimize inandığımız halde şu sınavdan sonra umutlarımız çöktüyse bunun suçlusu biz değiliz.

Doğru söze ne hacet.

Son olarak anlatmazsam içimde kalacak olan ve sınav senesi boyunca pişmanlığını çektiğim bir olaydan bahsetmek istiyorum.

Arkadaşlar, çok gerekli değilse dershaneye gitmeyin.

Normalde dershaneye gitmek hiç aklımda yoktu hatta benim için gereksiz olacağını düşünüyordum. Fakat denemelere kaydolmanın yararlı olacağı kararına vardım. Ardından etüt programına kaydoldum ve daha sonra babam istersem derslere de katılabileceğimi söyledi ve ben de belki bir disiplin olur düşüncesi ile dershaneye kaydoldum fakat disiplinsizlik nedir asıl bununla karşılaştım. İşini çok iyi yapan birkaç öğretmenim vardı ama genel anlamda dershaneden aldığım verim yok denecek kadar az. Benim ders başına ödemekte olduğum bir ücret ve en önemlisi de ayırmış olduğum zamanım var. Derslerde oyun oynamak mı baklavalar yemek mi dersiniz artık siz düşünün. Tamam birkaç kez olur, buna da ihtiyaç var ama sene içinde bu durumla çok kez karşılaştım. Dershane bitse bile bazı derslerden bitmemiş olan birçok konu vardı. Bu durumda benim hakkım yenmiş olmuyor mu? Daha söyleyeceğim çok şey var belki ama daha fazla uzatmayacağım. Elinizin altında Youtube gibi bir platform varken bundan faydalanmak en iyisi. Eğer evde hiç yapamıyorum diyorsanız da gideceğiniz kurumu çok iyi araştırın. Çünkü bazı dershaneler tamamen işin ticari kısmında. Öğretmenleri de dersi anlatayım da geçeyim kafasında. Umarım kimse üzerine alınmaz ama benim gözlemlerime göre bu böyle. Sınavdan sonra onca öğretmen arasından sadece çok sevdiğim bir öğretmenim aradı. Onun dışında tık yok. Daha ne diyeyim 😀

Bu yazıda anlattıklarım giriş kısmında da bahsettiğim gibi pek iç açıcı olmadı. Biraz içimi döktüm sanırım. İyi de geldi. Bu seferlik sizlere olumlu enerjiler aktaramadığım için beni mazur görün lütfen. Çok daha keyifli yazılarda tekrardan görüşmek üzere.

Sevgiyle kalın!

Bunları da okumalısın!

2 Yorumlar

  1. Hüzünlü bir öğrenci says:

    Şu yazının alnı olsa da öpsem… umarım istediğiniz bölüme gidersiniz🙏🏻 Ben seneye tekrar deneyeceğim gibi gözüküyor

    1. Çok teşekkür ederim güzel yorumunuz için. Hayallerimiz ve hedeflerimiz için bi’ sene daha hazırlanmak asla bir kayıp değil. Bunu her seferinde kendime de söylüyorum. Umarım sizin de her şey gönlünüze göre olur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir