Araştırma, Biyografi, Sanat

Kuğu Gölü Balesi ve Hikayesi

1840 ve 1893 yılları arasında yaşamış olan Rus sanatçı Pyotr İlyich Tchaikovsky tarafından bestelenmiş Kuğu Gölü, yani orijinal adıyla Swan Lake; en ünlü bale müzikleri arasında yer almaktadır. Tahminimce bu dahice müziğin melodileri mutlaka bir yerlerden kulağınıza ulaşmıştır.

Bir eseri çok beğendiğim zaman hakkında bilgi sahibi olmak istiyorum. Bunun üzerine Tchaikovsky ‘nin yaşamı ve birkaç eseri hakkında kısa bir araştırma yaptım. Bunların arasından sizlerle Kuğu Gölü’nün hikayesini paylaşacağım.

 

Dostoyevski, Tolstoy gibi büyük Rus yazarların eserlerindeki kasvetli havayı romanlarında nasıl hissediyorsak Tchaikovsky’nin (Çaykovski) müziğinde de aynı etkiye rastlarız. Çünkü kişinin doğup büyüdüğü yer ve soluduğu hava dâhi karakterinde bir iz bırakır. Bu nedenle Tchaikovsky’nin müziği ise açıkça Rusya’ya özgüdür. Notalardan umutsuzluk ve hüzün akar. Çok ender neşeli parçalara denk geliriz.

Tchaikovsky’nin müziğinde karmaşık duyguların hakimiyette olduğu yaratıcı bir ruhun haykırışını dinlersiniz.

Kuğu Gölü, Uyuyan Güzel, ve Fındıkkıran balelerini ortaya koymuş bu deha sanatçı, kuşkusuz klasik bale müziğinin en büyük ustasıdır.

Bu sanatçının büyük yeteneği, melodilerindeki zenginlik, orkestra düzenlemelerindeki ustalığı ve özgün müzik tarzı onu çağdaşlarından ayırmış ve dinleyicisini kendisine bağlamıştır. Zamanında nasıl gönüllerde taht kurduysa günümüzde de yaygın beğeniyi korumaktadır bu usta.

Fakat ne yazık ki Tchaikovsky’nin eserlerindeki haykıran zafer onun özel yaşamından çok uzak bir çığlıktı. Yani yaşamının pek de mutluluklarla geçtiği söylenemez.

Hüsranlarla geçen yaşamını bir kenara bırakıp en önemli eserlerinden birini inceleyecek olursak Kuğu Gölü’nün arkasında epey ilginç bir hikayeye rastlarız.

Bu hikaye genç bir kahraman ve güzel bir kuğu prensesinin birbirlerine duydukları aşk ile ilgilidir.

Prens Siegfried adındaki bir genç sarayında 21. yaş gününü kutlamaktadır. Aynı zamanda prensin annesi sık sık oğlunun evlenme yaşının gelip de geçtiğinden yakınmaktadır. Prens Siegfried’ın etrafındaki kızlar çaresizce onu etkilemeye ve onunla dans etmeye çalışırlar. Fakat prens oralı olmaz.

Ana karakterimiz olan Odette ve arkadaşları Rothbart adındaki bir büyücü tarafından kuğuya dönüştürülür ve gölün içine hapsolurlar. Gölün sularının onlar için ağlayan ailelerin gözyaşlarından oluştuğu rivayet edilir.  Bu kuğular sadece geceleri insana dönüşebilmektedir ve büyü ancak bir erkek Odette’ye tüm kalbiyle aşık olunca bozulacaktır.

O gün prens okunu ve yayını alıp dışarıya, avlanmaya çıkmıştır ki gölde yüzmekte olan zarif kuğulara rastlar. Başında taç olan bir kuğu dikkatini çeker. Bu Odette’dir. İnsan biçiminde olduğu vakit olanları prense anlatır. Prens ise artık ona aşık olmuştur.

Ertesi gün yaş günü kutlaması devam ederken, Prensin annesi oğluna kızlardan birini seçmesini ister. Prens Siegfried’ın aklıysa Odette’de kalmıştır ama yine de annesinin hatırına kızlarla dans eder. O sırada büyücü kendi kızını Odette’ye bürünmüş halde dans salonuna getirir. Prens haliyle kıza hayran kalır. Olanları anlayamayan Odette ise pencereden onları izliyordur. Prens, sahte Odette’ye aşkını ilan ederken, gerçek Odette, oradan kaçar ve tam o sırada Prens hatasını anlar. Odette’nin peşine düşer. Odette üzgün üzgün göle gitmiş, diğer kızların yani kuğuların arasına karışmıştır. Prens, kızı bulur ve olanları anlatıp, kızın kendisini affetmesini ister. Tam o sırada kötü büyücü ve kızı gerçek, korkunç yüzleriyle oraya gelirler. Büyücü Prensten sözünü tutup, kendi kızıyla evlenmesini ister ve dövüşmeye başlarlar. Prens, büyücünün kızı ile evlenmektense, ölmeyi tercih edeceğini söyler, ve Odette’nin elinden tutup, birlikte göle atlarlar. Büyü bozulur ve kalan kuğular insana dönerler. Kötü büyücü ile kızını da suya atarlar, onlar da Prens ve Odette gibi boğulurlar. Kızlar, Odette ve Prensin Kuğu Gölü’nün üzerinde cennete doğru giden ruhlarını izlerler.


1875 yılında Rus Kraliyet Tiyatrosu isteği üzerine Tchaikovsky Kuğu Gölü’nün bestesini yapar. Günümüzde neredeyse herkes tarafından beğenilen bu eser o dönemde saçma bulunmuş, bale dansı için müziğin fazla karmaşık olduğu ve icra edilmesinin uygun olmayacağı düşünülmüş. Ancak, 1895 yılında yeni bir koreografi ile sergilendiği vakit beğenileri toplamıştır.

( İşte Kuğu Gölü’nün gösterisi. Görüntü kalitesi düşük ve epey eski bir video. Fakat hikayeyi en iyi yansıtan koreografi izlediklerim arasında bu.)

 

Yazımı bitirmeden sizinle Tchaikovsky’nin çok sevdiğim bir eserini daha paylaşmak istiyorum. Zaten bu deha ile tanışmam da Pas de Deux adlı eseri sayesinde oldu. Yani Fındıkkıran. Tchaikovsky’nin besteleri arasında bu en sevdiğim! Bana çok ilham veriyor.

Buradan dinleyebilirsiniz.

Ayrıca Arif V 216’yı izleyenler bilir. Filmin içinde çok ince espriler geçiyor ama anlamak için de entelektüel açıdan kendimizi geliştirmek lazım. Aşağıya Tchaikovsky’nin Fındıkkıran eseri ile ilgili filmden bir kesit bırakıyorum.

 

 

Sanatsal açıdan yeni şeyler keşfetmenin ve melodilerine aşina olduğum bir müziğin hikayesini öğrenmenin verdiği hazzı tarif etmek kolay değil.

Bize bu müthiş doyumu verdiği için Tchaikovsky’nin eşsiz dehasına teşekkürlerimi sunuyorum.

Sanat güzel şey! Bunun farkında olmanız dileğiyle…

 

bernaoduncu

Belki hiçbir şey. Var olmakla meşgul...

Bunları da okumalısın!

3 Comments

  1. Special Gökçe says:

    Bundan güzel senaryo fikirleri çıkar yalnız 😉

  2. Güzel yazı olmuş çok teşekkürler..

    1. Asıl ben teşekkür ederim. 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir