Boşlukta Yol Almak

Zaman kendi içinde bükülüyor, farklı boyutlar oluşturuyor zihnimin içinde. Akrep ve yelkovan ile birlikte, aklımdaki düşünceler de sonsuzluğa akıyor. Tuhaf düşünceler silsilesi, yalnızlığımın mütemadi tenhalığıyla alay edercesine kafamı kurcalamaya devam ederken, akıp giden zamanla birlikte uzay-zamanda yol alan sıradan birisi olduğum aklıma geliyor.

2.yıl

Zaman bu kadar hızlı akıp giderken; beni yansıtan, kendimi anlamamı sağlayan, farklı bakış açıları ve yeni insanlar kazandıran, bazen ilgi göstermeyi unutsam dahi başkalarına bi’ nebze de olsa ilham olan, birlikte büyüdüğüm bir arkadaşım, bloğum olduğu için epey mesutum. Tam da bugünle birlikte 2 yılı geride bıraktık.

Sâhi, neyin?

Arka planda Mozart, Beethoven gibi büyük sanatçıların eserleri çalıyor. Ruhum bi’ hoş oluyor böyle anlarda. İstemsizce umut ve hüznün bir arada olduğu duygu karmaşası içinde kayboluyorum. Parça Piano Sonata No.14. Dinlerken bilinçaltımda varoluşsal kaygı ve boşluğu sorgulamaktan alı koyamıyorum kendimi. Gerçi çok da yapamıyorum bunu son zamanlar.

Hızlı Geçen Bir Sene ve Blog Yazarlığında 1 Yıl!

Ay bugün ben yaşlanmışım ama bloğum bir yaşına girmiş, öyle mi? 😀 Öyle tabii. Zaman çok hızlı geçiyor gerçekten. Daha geçen sene, bu dönemlerde ilk blog yazımı girmenin heyecanını yaşarken şimdi de birinci yılımı kutluyorum. Aynı zamanda hakkımda  yazısındaki on dört yaşındayım kısmını on beş yapmanın verdiği üzüntünün de içerisindeyim. Karmaşık duygular işte.