7x7x7, Deneme

Onlar.

Gıcırdayan bodrum kapısını yavaşça aralayarak açtı. Soğuktan titreyen çelimsiz ayakları rüzgarın yaladığı merdivenlerin yolunu tuttu. Hafif ağırlıktaki kaset çalarıyla güçle tırmanıp; pek, hatta hiç uğranmayan evin çatısına ulaştı. O anda dünyayı algılamaya çalışan buğulu kahverengi boncuk gözleri sonuna kadar açıldı. Gördüğü muazzam manzara karşısında bir şeyler söylemek yerine susmayı tercih etti. Güneşin, dünyadan elini ayağını çekerken arkasında böylesine ihtişamlı bir görüntü bırakacağını daha önce düşünememişti.

Yanında zar zor getirdiği kaset çalarına o çok sevdiği klasik müziği taktı. Ona göre bu düşünmesine yardımcı olan bir unsurdu. Turuncu kiremitlerin üzerine uzanırken morumsu bulutların altında toz pembe hayallere kapıldı. Kemandan dökülen eşsiz notalarla uzay-zamanda gizemli bir yolculuğa çıkmıştı sanki. Uzun süre düşündü. Bu büyüleyici derecedeki müziği ona benzeyen bir vücuttaki farklı bi’ zihin yaratmıştı. Onlar da kendisi gibiydi aslında. Doğar, yaşar ve ölürlerdi. Ama arkalarında harika şaheserler bırakmış bu insanların ölümsüzlüğünden de haberdardı bu çocuk. Bir büyüğü söylemişti.

Turuncu kiremitlerin üzerine uzanırken morumsu bulutların altında toz pembe hayallere kapıldı.

Çok sevdiği filmleri, hayata başka bir pencereden bakmasını sağlayan kitaplarını, her incelediğinde başka paralel evrenlere ışınlandığı o büyüleyici tabloları, ona ilham olup farkındalık katmış tüm güzel insanları düşündü. Epey uzun bir iç çekti. Sonrasında dudaklarından dökülen söz ile, içini kaplayan nefesin yerini umut ve özgüven aldı: “Onlar gibi olmak istiyorum” dedi.

Bu huzur verici düşüncenin tatminliğini doyasıya yaşayamadan öfke dolu, küfür saçıcı haysiyetsiz sözcükler arkada çalmakta olan müziğinin sesini bastırdı. Büyük bir hiddetle tartışmakta olan tanımadığı bu kişilerin kızgın çehreleri belirdi gözünde. Bu mahalledeki insanların birbirine hiç saygısı kalmamıştı sanki. Sadece bizim sokakta mı böyle diye düşündü çocuk. Dünyada da böyle değil miydi? Kavga etmekte olan insanlar… Onlar da onun gibiydi. Doğar, yaşar ve ölürlerdi. Bu çocuğa çok tuhaf geldi.

Onlar da onun gibiydi. Doğar,yaşar ve ölürlerdi. Bu çocuğa çok tuhaf geldi.

Onlar diye düşündü. Hem güzelliğin, faydanın, sanatın sahibi hem de kötülüklerin, saygısızlıkların, çirkinliklerin sebebi. Bu insan evlatlarını çözmek zordu. Çocuğun kafası karışmıştı. Şimdi kimin gibi olacaktı?

Evet onlar da, onların hepsi de bizim gibiydi. Doğar, yaşar ve ölürlerdi. Ama geride bıraktıkları, doğum ve ölüm arasındaki yaşattıkları kendileriydi.

bernaoduncu

Belki hiçbir şey. Var olmakla meşgul...

Bunları da okumalısın!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir