Onlar.

Gıcırdayan bodrum kapısını yavaşça aralayarak açtı. Soğuktan titreyen çelimsiz ayakları rüzgarın yaladığı merdivenlerin yolunu tuttu. Hafif ağırlıktaki kaset çalarıyla güçle tırmanıp; pek, hatta hiç uğranmayan evin çatısına ulaştı. O anda dünyayı algılamaya çalışan buğulu kahverengi boncuk gözleri sonuna kadar açıldı. Gördüğü muazzam manzara karşısında bir şeyler söylemek yerine susmayı tercih etti. Güneşin, dünyadan elini ayağını …

Sâhi, neyin?

Arka planda Mozart, Beethoven gibi büyük sanatçıların eserleri çalıyor. Ruhum bi’ hoş oluyor böyle anlarda. İstemsizce umut ve hüznün bir arada olduğu duygu karmaşası içinde kayboluyorum. Parça Piano Sonata No.14. Dinlerken bilinçaltımda varoluşsal kaygı ve boşluğu sorgulamaktan alı koyamıyorum kendimi. Gerçi çok da yapamıyorum bunu son zamanlar.