Motivasyon,  röportaj

Lise Öğrencisinin Gözünden | Röportaj

Selamlar! Sınavların başlamasına az kalmışken, karşınıza böyle bir yazı ile çıkalım dedik. Üç arkadaşım (Elif, İrem ve Gökçe) ile keyifli bir röportaj yaptık. Herkes kendi görüşlerinden, fikir ve uyguladıkları birtakım yöntemlerden bahsetti. Umarım sizin (en azından öğrenciler) için de faydalı kesitler olur bu yazıda. O zaman keyifli okumalar. 🙂

Soru 1) Sohbet havasında bir soru ile başlayalım diyorum. Lise hayatı beklediğiniz gibi miydi? Dersler, öğretmenler ve arkadaşlık ilişkileri beklentilerinizi karşıladı mı?

Elif:

Liseye gelmeden önce tedirginliklerim vardı. Yeni okul, yeni arkadaşlar, yeni öğretmenler… Bunlara alışmamın zaman alacağını düşünmüştüm. Evet, gerçekten bazıları için zaman alıcı olabiliyor. Ama benim için beklediğim gibi olmadı. Eski okulumdan yakın arkadaşlarımın olması ve okulun bize ilgisi bana bu süreçte yardımcı oldu. Kısa sürede okula alıştım. Öğretmenlerim için de aynı şeyi söyleyebilirim. Ama öğretmenlere alışmam okula alışmamdan biraz daha zordu benim için. Lisenin beni zorlayan zamanları var mı? Tabii ki. Özellikle dersler konusunda ilk zamanlar baya zorlandım ve hala da zorlanıyorum. Ortaokula göre çok daha ağır ve gerçekten çok çalışmamız gerekiyor. Ama hepsini bir kenara bırakırsak lise hayatının güzel olduğunu ve herkes için unutulmaz anı olarak kalacağını düşünüyorum.


İrem:

Bence her şey ne beklediğimize bağlı. Çoğu vakit beklentilerimi aşağıda tutmuşumdur. Bu huyum konu lise olunca dahi değişmedi.Neredeyse hiçbir şey ummuyordum. İyi ki de ummamışım. 😀
Derslerden başlayalım… Sistemden yana ziyâdesiyle sıkıntı var, biliyorsunuz. Buna rağmen öğretmenler, ellerinden geleni yapıyor, başım üstünde yeri var hepsinin. Güzel bir okulda olmamızın getirisi sanırım, hepsinin sahiden emeği çok. Arkadaşlıklarım kendimi bildim bileli sancılıdır. Lisede de böyle olacağından şüphem yoktu fakat bu defa yanıldım. Birkaç güzel insan bulabilmiş olmam endişelerimin yükünü omuzlarımdan kaldırdı. (Sen de o güzel yüreklilerden birisin elbet, belirtmeme gerek var mı?) Son olarak da, ortamdan söz edilebilmesi için fazla erken diye düşünüyorum.


Gökçe: 

Yeni okula adapte olmak zaman alıyor, hatta şu an bile alışmaya çalışıyorum. Derslerin daha da ayrılması ve ders saatlerin artması (özellikle 8.saat) bazen beynimin kulaklarımdan akacakmış gibi bir his yaratıyor.

Eski okul öğretmen ve arkadaşlarımı bırakıp, bambaşka bir okul, öğretmen, arkadaşlar üçlemesinin içine dalmak beni sarstı. Ortaokul ve lise birbirinden farklı ortamlar ve bende 2.döneme kadar bunun sarsıntısını yaşadım hatta halen bile, bazen yaşıyorum.


Soru 2) Dediğiniz gibi dersler ortaokula göre daha çok yoğunlaştı. Bu durum karşısında ne yapıyorsunuz? Yani, zamana yayarak düzenli çalışmayı mı yoksa konuları son haftalara bırakmayı mı seçiyorsunuz?

Elif: 

Konuları son haftaya bırakmam. Ama aşırı düzenli bir çalışma stilim, yani saati saatine uydurmaya çalışma gibi bir çabam yok. Zamanında çalışmaya özen gösteriyorum ki sonradan çok sıkışmayayım.


İrem: 

Son haftaya bırakmaktan hoşlanmıyorum. Konular yığıldığı için ezber yapmak zorunda kalıyorum ki ezberim hiç iyi değildir. Masa başında geçirdiğim saatler bir hafta sonra yalan oluyor. Düzenli çalışmak her zaman daha uygun gelmiştir bana.


Gökçe:

Düzenli çalışmak çok daha önemli. Özellikle sayısal derslere planlı çalışılması gerek çünkü matematik gibi dersler son gün çalışılacak dersler değil bana göre. Yeterli olma kısmı ise bence kişinin anlama veya ezberleme hızına bağlı. Okuduğum her şeyi elbette aklımda tutamam ama temel ve önemli kısımları hafızama kazıyabiliyorum.


Soru 3) Peki kendinize özel bir çalışma tekniğiniz var mı? Yani sık kullandığınız bir yöntem. Varsa nedir?

Elif: 

Kendime özel bir çalışma tekniği olduğu söylenemez. Genelde masaya oturduğumda ilk ne yapmam gerektiğine karar veririm. Yani hangi dersleri tekrar edeceğime, hangi derslerden test çözmem gerektiğine gibi. Çok da özel bir teknik olduğu söylenemez dediğim gibi. 🙂


İrem: 

Yöntem değil fakat bir programım var diyebilirim. Ders programıma göre günlerimi yoğun ve boş olmak üzere ikiye ayırıyorum. Yoğun günlerde yalnızca tekrar yapıp ucundan sonraki gün için hazırlanıyorum. Boş günlerimde ise o günün tekrarının ardından geride kaldığım derslere yoğunlaşıyorum. Sanırsam fazla yorulup çabuk sıkılanlar için gayet uygun.


Gökçe: 

Genelde masa başına oturduğumda yaptığım ilk şey test çözerken zorlanmamak için defteri okumak oluyor. Sonrasında da kendimi ölçmek, yani konuyu ne kadar kavradığımı anlayabilmek için test çözerim. Defterimi de her zaman yanımda tutarım çünkü yanlış yaptığımda doğrusunu bulup öğrenebileyim. Çalışma tekniği mi bu bilmiyorum. Tek bildiğim şey daha hızlı kavramama neden oluyor


Soru 4) Sınav haftası bitmek bilmeyen bir hafta. Sizler için nasıl geçiyor, nasıl başa çıkıyorsunuz? 

Elif: 

Sınav haftalarım baya zor geçiyor gerçekten. Hiç gelmesini istemiyorum. Baya yorucu oluyor çünkü. Sınav haftalarıyla başa çıkmamın tek yolu çok ders çalışmak galiba. Yeterli çalıştığımı düşündüğüm zaman stresim azalır. Ders çalışmadığım zamanlar hiç rahat olamam ve bu beni kötü etkiler. O yüzden sınav haftalarım çok ders çalışmakla geçiyor diyebiliriz. Öyle rahat ediyorum. 🙂


İrem: 

Başa çıkılacak bir şey olduğunu düşünmüyorum. Sınavlarda stres yapan biri değilim, çalışmadığım zamanlarda nasıl olsa çalışmadım rahatlığı ile yapıyorum.


Gökçe:

 Sınav haftasını ölüm haftası diye adlandırıyorum. 😀 Nedense o haftalar kendimi camdan atasım geliyor. Ne kadar çalışırsam çalışayım kendimi hazır hissedemiyorum. Yine de bu duyguları sınava girerken yansıtmamaya çalışıyorum. Bazen başarılı oluyor, bazen ise tökezliyorum. Aslında sınav haftasıyla çokta başa çıktığım söylenemez. Bir an önce bitsin diye günleri sayıyorum.


5) Tüm cevaplarınız için çok teşekkür ederim kızlar. Son olarak lise için söylemek istediğiniz veya vermek istediğiniz bir tavsiye var mı?

Elif: 

Biz de daha başındayız lisenin. Ama bu kısa süreçte de az çok kavrayabildik. Ne kadar kendimize göre zor desek de lise yıllarının herkeste güzel anılar bırakacağını unutmamamız gerek. İlk zamanlarda alışması biraz zor olan, derslerde de bizi az da olsa zorlayan bu lise ileride güzel anılarımızın sahibi olacak. Unutmadan liseye geçeceklere vereceğim tavsiye düzenli çalışmak. Ortaokuldan sonra rahatlasak da lisede düzenli olmak gerektiğini düşünüyorum. Sanırım söyleyeceklerim bu kadar. 🙂


İrem:

Bakış açımızın değişiminden ötürü mü, ortamın yeniliğinden mı bilmiyorum fakat lise sahiden ortaokuldan farklı. İnsanları oldukları gibi görebilmek çok önemli benim için. Yalanları ve doğruları ayırt edebilmek zorlaşıyor. Zirâ hiç kimseyi tanımadığınız kocaman bir topluluğun içine düşüveriyorunuz. Afallamayın diye. Bi’ de ilk haftalarda hiç arkadaşım yok diye ağlamamak gerek tabiî. Her şey zamanla.


Gökçe:

Lise hakkında kesin bir şey söylemek için daha erken olduğunu düşünüyorum. Öncelikle söylemek isterim ki şu an söylediklerim zamanla değişebilecek şeyler. 8.sınıftan sonra bazı kişiler ‘ohh sonunda bitti.’ (örneğin ben) bir rahatlamaya düşüyor. Ama liseye başlayınca aslında her şeyin daha yeni başladığını anlıyoruz. Birinci tavsiyem: Benim gibi olmayın 😂. Şaka bir yana komple ipin ucunu kaçırmış da sayılmam. Lise hakkında söyleyeceklerime gelirsek 14 yaşındayım, bu fikir ne kadar doğru bilmiyorum ama lise zamanları en özleyeceğim yıllar olacağa benziyor. (Sınav haftaları ve deneme günleri hariç.)


Dersler elbette önemli. Bunun yanında bitmeyen sınav haftaları, bitemeyen ödevler, telaşlar da var tabii. Fakat iyi ya da kötü, öznel de olsa lise dönemi yaşanılan en güzel yıllardır demek yanlış olmaz. Bu zamanlar iyi değerlendirilmeli, ileride hatırlayınca ne güzeldi denilecek arkadaşlıklar, başarılar, anılar biriktirilmeli. Bu benim kişisel görüşüm. 

Geriye dönünce iyi ki diyebileceğiniz kesitler biriktirebilmek dileğiyle… Sevgiyle kalın!

-Berna

Belki hiçbir şey. Var olmakla meşgul...

3 Comments

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir