röportaj

Aslı Alpar ile #tasarımröportajları

Sınıfsız, sınırsız, sömürüsüz çizgileri ile tanıdığımız karikatürist Aslı Alpar ile röportajımıza hoş geldiniz. Kendisi gerçekten çok tatlı bir insan. Benimle bu röportajı gerçekleştirdiği için kendisine sonsuz sevgilerimi iletiyorum. Şimdiden keyifli okumalar!

aslı alpar ile ilgili görsel sonucu

-Merhaba! Öncelikle bize kendinizden bahsedebilir misiniz? Aslı Alpar kimdir?

Çok kediliyim, sınıfsız, sınırsız, sömürüsüz çizgiler çizen biriyim. Orhan Veli’nin dediği gibi, “Belki daha bin bir huyum vardır. / Amma ne lüzum var hepsini sıralamaya? / Onlar da bunlara benzer…”

-Karikatür ve çizim maceranız nasıl başladı?

Kendimi bildim bileli sadık bir karikatür okuyucusuyum. Çizmeye ise üniversitede başladım. 2004 yılında Zonguldak’ta maliye okurken, ufak tefek karaladığım işleri gören arkadaşım okulun karikatür kulübüne katılmam konusunda beni ikna etti.

Kulübe 2006 yılında ilk defa gittim ve o tarihten beri de karikatür çiziyorum. Bunda en büyük etken kulübün hocası Mete Arif Tokmak’ın çok iyi bir karikatürist olması ve kendimi anlatacak bir dil ararken tam da o sırada karikatürle tanışmam diye düşünüyorum.

-Çizimlerinize baktığımızda kendinize has çizgileriniz olduğunu görüyoruz. Peki, kendi tarzınızı nasıl
keşfettiniz?

Teşekkür ederim, bir çizer için en büyük iltifat olsa gerek söylediğiniz. Herkes için geçerli bir yöntemle, yani çok çizerek, çok çalışarak olmuştur bu “tarz” meselesi.

-Çalışmalarınızı gerçekleştirirken nelerden ilham alırsınız?

Karikatüristin temel ilhamı –tüm çizerler için bu yanıt geçerli olabilir diye düşünüyorum- eğlenceli bir yöntemle, uzun uzun konuşmadan büyük bir mesele anlatmak olsa gerek. Sen lafını söylersin, senin gibi düşünenler lafı alır gediğine yerleştirir.

Benim için politik bir mücadeledir. Motivasyonum buradan geliyor, iktidar tüm araçları elimizden alabilir direnmek için, ama karikatür var.

-Bir çizerde ne gibi özellikler aranmalıdır?

Çizerden kastınız karikatürist ise cin gibi olacak. Orta yolcu değil de bir taraf olacak. Durduğu taraf güçlüden taraf olmayacak. Çalışkan olacak, içinde en fazla 6 yaşında bir çocuk tutacak.

-Sizce yaptığınız işin iyi ve kötü yanları nelerdir?

Kötü yanı yok bence… İyi yanları… Hiç düşünmemiştim… Ama sanırım en iyi yanı karikatür çizen kendi kendine kalınca hiç sıkılmaz gibi geliyor bana. Bir kağıt bir kalem, yeter kendini eğlendirmeye…

-Ülkemizde karikatür sanatına yeterince değer verildiğini düşünüyor musunuz?

Aksine. En temel insan haklarından, ifade özgürlüğü hakkının korunamadığı bir ülke Türkiye. Böyle bir ülkede karikatürist özgürce üretemez, üretse de bunu yayımlayacak basın bulamaz. Neyse ki sosyal medya var ancak çizimleri sosyal medya için üretmek telifsiz çalışmak anlamına gelir. Bu da çizeri başka işlerde çalışmaya mecbur bırakır, gün içinde emeğinizi başka işlere harcarken yine gönlünüzce üretemezsiniz. Dahası sosyal medyada paylaştığınız işler ihbar edilebilir, gözaltına alınabilir, tutuklanabilirsiniz… Özetle karikatüristin etrafı dört bir yandan sarılmış gibidir. Tanıdığım tüm çizerler bir yolunu bulup üretmeye devam ediyor…

-Çizimlerinizde LGBT, hak ihlalleri, kadınlar ve eşitlik gibi toplumsal konuları ele aldığınızı biliyoruz.
Çok güzel farkındalıklar yaratıyorsunuz. Peki, çalışmalarınıza insanların tepkisi ne yönde oluyor?

Tutarlı bir politik görüşüm olduğunu düşünüyorum bu işlere de yansıyordur diye umuyorum. Karikatürün hakkını verebiliyor muyum bilmem ama vermeye çalışıyorum, iktidar olan neredeyse mizahı ona karşı tutmaya özen gösteriyorum. Bunun karşılığını da yeni kurulan dostluklar ve yoldaşlıklarla alıyorum diyebilirim. Uzun bir yol var önümüzde dünyayı sınıfsız, sınırsız, sömürüsüz kılmak için. Bu yol kapitalizmin dışında bir yol, uzun, tehlikeli ama ancak birlikte yürünecek bir yol. Çizimlerle bir adım daha atmış olabilmeyi ümit ediyorum. İşte böyle.

-Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Nazik teklifiniz için teşekkür ederim.

Instagram

bernaoduncu

Belki hiçbir şey. Var olmakla meşgul...

Bunları da okumalısın!

5 Comments

  1. Çıtır Sarımsaklı Berlam Balığı says:

    Sürekli aydınlanıyorum ya. Zaman makinesi icat edilirse Rönesans dönemi için özel istek yapacağım. 🤣

  2. şey dicem yazı paylaş artık.

    1. haklısın kanka. üzerinde çalışıyorum.

      1. 2 yıl sonra benle yapacaksın zaten 😉 malum her şeyi bıraktık tek şeye uğraşıyoruz. seve seve röportaj yaparız sormana gerek yok.

        1. tabii ki de. 😀 kurgusu şimdiden kafamda hazır. 😉

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir