Deneme, Ne Okumalı?

Montaigne’in Denemeler’inden Altını Çizdiğim 15 Alıntı

Montaigne ve denemeleri… Bu bloğu açtığımdan beridir bu kitap hakkında konuşmak, yazmak istiyordum. Ama epey tereddüt etmiştim. (üç senedir 😀 ) Çünkü bu sıradan bir kitap değildi. Denemeler, Montaigne’in kendisiydi. Böyle bir düşünür ve eseri karşısında ne yazılır ne söylenir diye hep düşündüm. Sadece düşündüğümle kaldım. Üstelik anımsıyorum da Montaigne, eserinin çok fazla övülmesini istemiyordu. Yazdıkları ne bize hizmet içindi ne de kendisine ün sağlamak için. Onun yazdıkları sadece kendisiydi.

Kitabı ilk okuduğumda ortaokul dördüncü sınıftım. Karşılaştığım bu muhteşem eser beni birçok yönden geliştirdi ve felsefe ile tanışmama vesile oldu. Bana farklı bakış açıları kazanmayı ve her daim kendimi sorgulamayı öğretti.

Neden bilmiyorum ama Montaigne’i okurken ona hiçbir zaman yazar gözü ile bakmadım. Sanki o benim arkadaşımdı ve birlikte sohbet ediyorduk. Canımı ne zaman sıkılmış ya da kendimi kötü hissetsem beni kitaplığımda bekleyen 16.yy.dan bir dostum var. Ne müthiş!

Kitap üzerine konuşulacak her şeyi Montaigne kendi satırlarında söz etmiş. Ben ise sizlerle altını çizdiğim alıntılardan birkaçını paylaşacağım. Keyifli okumalar dilerim.

“Ancak küçük ruhlar işlerin ağırlığı altında ezilir; onlardan sıyrılmayı, bir yerde yeniden durup başlamayı bilmezler.”

“Her konudan çok kendimi incelerim. Benim metafiziğim de budur, fiziğim de.”

“Bre zavallı insan, az mı derdin var ki kendine yeni dertler uyduruyorsun. Az mı kötü haldesin ki, bir de kendi kendini kötülemeye özeniyorsun. Ne diye çirkinlikler yaratmaya çalışıyorsun? İçinde ve dışında zaten o kadar çirkinlikler var ki! O kadar rahat mısın ki rahatının yarısı sana batıyor?

“Bir amaca bağlanmayan ruh, yolunu kaybeder; çünkü, her yerde olmak hiçbir yerde olmamaktır.

“Kafam durup dinlenmeden, hiçbir sıra, hiçbir ilinti gözetmeden öyle garip fikirler, öyle saçma sapan hayaller kuruyor ki ilerde bunların manasızlığını ve acayipliğini görüp kendinden utansın diye hepsini kaydetmeye başladım.”



“Çünkü bilmediğini bilmek için bir hayli anlayış olmalı insanda: Bir kapının kapalı olduğunu anlamak için o kapıyı itmek gerekir.”

“Ölümün bizi nerede beklediği belli değil, iyisi mi biz onu her yerde bekleyelim.”

“Aşk, karşılıklı duyumlar, uyumlar isteyen bir ilişkidir. ”

“Çekilir şey midir memleketinin bir bucağına çivilenip kalmak?

“İnsan her yerde hep o insandır ve bir insanın özünde soyluluk olmadı mı, dünyanın tacını giyse yine çıplak kalır.”

“Ruhta ve bedende rahatlık olmadıkça, döşek rahat olmuş neye yarar? Vücudumuzda bir iğne, ruhumuza bir dert girdi mi, dünyalar bizim de olsa rahatımız kaçar.”

“Hayatın değeri uzun yaşanmasında değil, iyi yaşanmasındadır: Öyle uzun yaşamışlar var ki, pek az yaşamışlardır.”

Varlıkla aramızda hiçbir ulaşma yok; çünkü her insan her zaman doğmakla ölmek arasındadır; kendinden verebildiği dumanlı bir görüntü, bir gölge ve kaypak, cılız bir yorumdur.

Herkes önüne bakar, ben içime bakarım: Benim işim gücüm kendimledir. Hap kendimi seyreder, kendimi yoklar, kendimi tadarım. Herkes kendinden başka şeylerin peşindedir: hep kendinin ötesine gitmek sevdasındadır.

İnsanın en kötü hali kendini bilmez ve yönetmez olduğu zamandır.

Bunları da okumalısın!

1 Comment

  1. Avogadrolu Matrix says:

    🤩🤩

Avogadrolu Matrix için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir